Beyin Ölümü Basın Toplantısı ve Deklarasyonu
Saygıdeğer Kamuoyuna;
Türk Yoğun Bakım Derneği olarak, beyin ölümü tanısı konusunda toplumumuzun doğru, güvenilir ve bilimsel bilgilerle aydınlatılmasının büyük önem taşıdığına inanıyoruz. Bu nedenle, kamuoyunda yer alan bazı yanlış değerlendirmeler ve tereddütler karşısında bilimsel görüşümüzü paylaşmak üzere dernek merkezimizde 4 Haziran 2026 tarihinde bir basın toplantısı gerçekleştirdik.
TYBD Başkanı Prof. Dr. Fethi GÜL, Dernek 2. Başkanımız Prof. Dr. Asu Özgültekin ve TYBD YK Üyesi, Organ ve Doku Nakli Daire Başkanlığı İstanbul Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlu Hekimi Doç Dr Güçin Hilal Alay’ın katılımıyla düzenlenen toplantıda, Türk Yoğun Bakım Derneği Beyin Ölümü Çalışma grubunun hazırladığı rapor kamuoyu ile paylaşıldı.
Beyin Ölümü Gerçekleşmiş Bir Kişi Tıbben ve Hukuken Ölüdür
Nörolojik kriterlere dayanarak ölüm tespiti “beyin ölümü” olarak adlandırılır. Beyin ölümü; beyin ve beyin sapının tüm fonksiyonlarının geri dönüşümsüz kaybı olarak tanımlanır. Bu durum, kişinin kendi kendine solunumunu ve yaşamsal faaliyetlerini sürdüremediği anlamına gelir. Beynin tam ve geri dönüşümsüz olarak ağır hasara uğramasıyla normalde sonlanacak olan kalp ve solunum fonksiyonlarının, yoğun bakımda solunum cihazı ve diğer destek tedaviler ile kısa bir süre için sürdürülebilmektedir.
Hastanın solunum cihazına bağlıyken kalbinin bir süre daha atması, beynin çalıştığı ya da kişinin yaşadığı anlamına gelmez. Beyin ölümü, bilinen ölüm kavramından farklı değildir; yasalarımıza göre beyin ölümü tanısı kesinleşmiş bir kişi tıbben ve hukuken ölüdür.
Beyin Ölümünün Geri Dönüşü Yoktur; Koma veya Bitkisel Hayat Değildir
Beyin ölümü; koma, bilinç kaybı veya bitkisel hayat ile aynı şey değildir. Koma veya bitkisel hayat durumunda beynin bazı işlevleri devam edebilir ve bazı hastalarda iyileşme ihtimali bulunabilir. Beyin ölümünde ise geri dönüş veya iyileşme söz konusu değildir. Toplumda en sık karşılaşılan yanlış anlamalardan biri beyin ölümünün geçici bir durum sanılmasıdır. Oysa beyin ölümü, belirlenmiş tıbbi ve yasal kriterler çerçevesinde deneyimli hekimler tarafından konulan ve geri dönüşümü olmayan çok ciddi bir tanıdır.
Tanı Süreci Sıfır Hata ve En Üst Düzey Titizlikle Yürütülmektedir
Beyin ölümü tanısı; biri nöroloji veya beyin cerrahisi uzmanı, diğeri ise anesteziyoloji ve reanimasyon veya yoğun bakım uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından, Sağlık Bakanlığı'nın yayımladığı kriterlere göre konur. Tanı sürecinde asla acele edilmez; ilgili uzmanlık alanlarından hekimler tarafından kapsamlı klinik değerlendirmeler yapılır ve gerekli görülen durumlarda yardımcı testlerden yararlanılır. Bu dikkatli yaklaşımın yegane amacı, tanının kesinliğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde sağlamaktır.
Beyin Ölümü ve Organ Bağışı Yasal Mevzuatı
Türkiye’de organ bağışı ve nakli hizmetleri; T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından, 1979 tarihli ve 2238 sayılı "Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun" ile 2022 tarihli ve 32038 sayılı "Organ Nakli Hizmetleri Yönetmeliği" çerçevesinde düzenlenmektedir.
Beyin Ölümü ve Kadavradan Organ Nakli
Organ nakli açısından bu tanım son derece önemlidir; çünkü beyin ölümü gerçekleşen ve organ bağışı onaylanan bir kişiden, uygun olan organların cerrahi bir işlemle alınarak hasta insanların tedavisinde kullanılması mümkündür. Bu yüzden beyin ölümü tespiti, kadavradan organ transplantasyonunun en önemli aşamasıdır. Beyin ölümü tanısı alan bir kişinin hayati fonksiyonları, solunum cihazı ve diğer tıbbi destekler ile sadece bir süreliğine devam ettirilebilmektedir. Organ nakli; böbrek, karaciğer, kalp, akciğer ve benzeri hayati organları ciddi biçimde görev yapamaz hale gelen hastalar için çoğu zaman en etkili, bazen de tek tedavi seçeneğidir. Dünya genelinde organ bekleyen hasta sayısının yüksek olması nedeniyle organ bağışı büyük bir toplumsal ihtiyaçtır. Türkiye'de 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 35.000 kişi organ bekleme listesinde yer almaktadır. Ülkemizde tüm organ nakillerinde kadaverik organ nakil oranı maalesef %20’nin altındadır, dolayısıyla organ donörlerinin çoğunluğunu canlı vericiler oluşturmaktadır. Bu nedenle yoğun bakımlarda beyin ölümü tanısının atlanmadan konulması ve organ bağışı oranlarının artırılması toplum sağlığı açısından da büyük önem arz etmektedir.
Sonuç olarak;
Türk Yoğun Bakım Derneği olarak, beyin ölümü gerçekleşen bireylerin tıbben hayatını kaybetmiş olduğunu ve bu tablonun bitkisel hayatla hiçbir ortak yanı bulunmadığını kesin bir dille hatırlatırız. Toplum sağlığının ve tıp etiğinin korunması açısından, bilim dışı beyanlara itibar edilmemesi elzemdir.
Saygılarımızla,
Türk Yoğun Bakım Derneği Yönetim Kurulu
Türk Yoğun Bakım Derneği Beyin Ölümü Çalışma Komisyonu




